7 Ağustos 2012 Salı

Didim tatilyası

Yaman'la Didim'de kaldık 10 gün. Elif sağolsun bize ana oğul tatili yaptırdı, babamızın yokluğunu aratmadı. Elif'in kızı Zeynetto ile bol bol eğlendiler. O birbirini katletmeye çalışan çocuklardan olmadılar çok şükür.

Zeynep her sabah kapımızdaydı. "Yayaaaa, aman aman" diyerek kapısına dayandı resmen oğlumun! :) Elif diyor ki:"Hayır, Yaman bir kere izin verse inceletse kendini, Zeynep  rahatlayacak sonra muhtemelen bakmayacak yüzüne" ama benim oğlan izin vermedi ki, hatta acaba bayıltıp Zeynep'in önüne koyuversek mi çocuğu diye düşünmedik değil. Yaman Zeynep'in bu ısrarcı sevgisine karşılık birkaç kez "eee, yeter ama dolanıp durma peşimde" mesajını vermek için kafasına indiriverdi ama neyse ki ucuz atlattık, gözlerimiz hep üzerlerindeydi.

Sütten azaltarak kesme çerçeve programımız Zeynep'in Yaman'ın gözü önünde ikide bir iştahla cörk cörk emmesine rağmen ısrarla devam etti. Bu bağlamda Yaman Bey  sabahın 7:30'unda "üveeeeaaahhh mömeeeeğ" diye uyandığında hemen yumurtasını yiyip susturuldu ve denize götürüldü. Sabahleyin gerçekleşen bu ilk uyanmada, önceleri emzirilir akabinde de uyku literatüründe "oh mis gibi anneceğzim de yanımda" diye bilinen ikinci uykusuna yatmadığından teskin edilmesi biraz zor oluyordu. Ancak Zeynep'in ısrarla "Ben Yaman'la oynamak istiyorum, sırtına binmek istiyorum, saçlarını çekmek istiyorum" şeklindeki tacizlerine rağmen kumsalda güzel güzel oyalandı.

Sabahki deniz faslı akşam da tekrarlandı. Yaman Pamukoğul, oldu kara bir çocuk. Eh açık hava, bol gıda iyi de semirdiler maşallah!

Beklenenin aksine çok sevmedi denizi, ilk başta hiç girmek istemedi, sonra yavaş yavaş "kovaya su dolduralım" filan derken girdi, ama hep memnuniyetsizdi. Hep "kumdan kale yapalim, çıkalım anne ya off off" dedi. Deniz kenarında çimme stili yüzdü tabi; ama prensip olarak belden yukarı çıkan suya karşı oldu Zeynetto ise tam bir amfibi komanda misali, kumsalda herkesin oyuncağını toplamada gösterdiği  başarıyı denizde serbest stil sevimli çırpınmada da gösterdi. tam bir su kurbağası, "denizden çıkarmayın beni, ben buraya aitim ağlamasını ben bu yaştaki çocuklar klasmanında bir Zeynep'te gördüm maşallah! 

+13, ağzınızda bir şey varsa bu kısmı okumayın :))
Yaman tuvalet bilimleri akademisinde yüksek tuvalet eğitimi alırken, Zeynetto da lisansını tamamlamış bulunuyor. Teori kısmı neyse de, bu pratik kısmı ne ettiyse Sevim Teyze'yle Kerim Amca'nın halılarına etti. Minareler olsun, soyut kübik stayla olsun her türlü sanatsal etkinliği yaptılar imece usülü.Her seferinde imdadımıza domestos yetişti, ancak sonunda Sevim Teyze bu iş bittikten sonra resmi olarak halılarda ciddi bir dezenfektan kullanacağını deklare etti. Hane halkı genelde "olacak tabi, çocuk bunlar" çizgisini bozmasa da Murti Zeynep'in halı tonlarında kamufle olmuş firari bukalemun kakasına ayak basınca dayanamayıp "rörrrrr!" diye kükredi. B.ka basmak deyiminin uygulamalı sunumunu izledik sayesinde. Biz de bezsiz bebek uygulamasını hemen kaldırıp efendi efendi bağladık çocukların altını. 

Bir gün yine denizdeyiz, bir ara plajda içimiz kıyıldı. Bir şeyler atıştıralım diye kafeye çıktık. Yaman "çişim geldi" deyince elim ayağım birbirine dolaştı. Cafe'nin ortası, çocuk çırıl çıplak, tuvaletler uzakta, yanımda hiçbir şey yok ve herkes o esnada yemek yiyor. İçimden "Aman bari milleti rahatsız etmeyelim1 diyerek, hemen kuytu bir köşeye alıverdim, küçük bir parça çıktı. Ben de masadaki patates kızartması kağıdını hızla boşaltıp paketledim ürünü. A a, bu muydu diye küçümseyecektim ki, Yaman "anne yine çişim geldi" dedi. Bu sefer öncü birliğin referansını dikkate alarak Yaman'ı bacaklarımın arasına alıp masanın altına doğru iyice sakladım. İyi ki saklamışım zira torun sahibi etti bizi tabiri caizse. Patates kızarması kağıdının böyle bir hizmet verebileceğini insan anne olunca öğreniyor. Sonra tam çilemiz bitti diyorduk ki Zeynep de ıh dedi, Elif koşarak uzaklaştı mekandan. Gülsek mi ağlasak mı bilemedik; ama daha çok güldük :)

Erhan Amca'sıyla süper anlaştı. Erhan Amcası kesinlikle çocuğa kendini eğlendirmek amaçlı şeyler öğretmedi (!) Hep didaktik takıldılar. Mesela arabada "Haydi Yaman pencereden kafanı çıkar, şimdi ağzını aç. Hah çok güzel amcacığım, şimdi de dilini çıkar" demedi çocuğuma (!). Hep amcalık yaptı. Kendisi de zaten Erhan'a baba muamelesi yaptı hatta "öteki baba neeede?" diye sordu Erhan'ın yokluğunda. Bir diğer babası da Mayk Amca idi. Mayk Amca Cem Yılmaz'ın Opet reklamlarında kullandığı bir karakter'in bebek hali. (Cem Yılmaz'ın oğlu Kemal da doğdu daha evvelki gün.)

Bütün marifetlerini sergiledi hane halkına. Bir ara Yaman'ın şu meşhur iş makinaları, kamyon kitapları daire şeklinde dizilmiş etrafına kendisi de ortada döne döne gördüğü makinanın adını söylüyordu. "Bu kamyon, bu mibzer, bu biçerdöver," Ah dedim gitti benim oğlan yandı güzelim devreler :) Herkes vay be dedikçe benimki daha bir coştu. Tabi sonrasında bu 6-8 yaş TÜBİTAK kitapları serisi bir baktım Kerim Amca'nın elinde "Vay anasını ne makineler varmış?", Murti uçaklara bakıyor,  Erhan desen "Ben bile bilmiyordum bunları" diyor. Çocuğum sırf kendisini eğitmiyor, çevresine de eğitim hizmeti veriyor bir manada :p

Aa unutmadan, Murat Amca'sının eşi Oya'ya aşık oldu. Bildiğin aşık. Aynı şeyi bir de Kuzenim Zeynep'e yapmıştı.Görünce yerde debelenmeler, sevimlilikler türlü numaralar filan. Ancak aşık olunan kişi maşuk Ytamanoğlanı sevmeye kalkınca hemen irtifası yükseliyor bizim oğlanın, böyle dirsek çevirmeler, "ben aslen seninle ilgilenmiyorum, sadece arkadaşız" tavırları... Oya'ya tüyo verdim "Aman yüzüne bile bakma, bak gör neler yapacak?" Sahiden de etrafında fır döndü Oya'nın. "Oyacıııım canıııım" diye diye gözünün içine içine eğilip eğilip baktı. Biz tabi Pffft şeklinde güldük durduk onun o haline. 

"Zeynep'in doğum gününü yapalım" diye diye Elif'in başının etini yedim ve yeterince dürtünce sonuç aldım tabi ki; ama Zeynep hastalandı artık sonra yaparız. Tatil esnasında herhangi bir hastalık olmadı çok şükür. Sadece Zeynep 5 günlük bir ateş sıkıntısı çekti; ama sonunda iyileşti o eski semirik, muhacir iştahlı  Zeynep'e dönüştü. Ama tabi benim sadece diye ifade ettiğim o 5 günün 2 gecesini gördüm bizzat, çocuğun hastalığı sahiden zor. 

Bize gelince, Elif ile çocukların peşinde koştuk sonra yahu dedik "Bütün gün bunların peşindeyiz, gece dolaşmaya çıkalım, bir şeyler içelim, iki sosyalleşelim, bunlar da dışarıda uyuyuversinler". Ve fakat çocuklarda bulunan "Anam eğlenme planları yapmış" sensörleri devreye girdi. Her zaman 9-10 gibi uyuyan çocuklar 11:30'a kadar arıa yaptılar. Biri kanguruya girmek istemedi, öteki arabaya oturmadı, biri sakinleşti, öteki çığlığı bastı derken biz "Nalet ossun!" levelına gelip eve dönüş yoluna girince, ikisi birden direktöman REM uykusuna geçiş yaptı. Biz de Didim'deiki batsız bedevi şeklinde kan ter ve sinir küpü şeklinde eve döndük.  Ertesi gün de "yılmeycez, sosyaliz" dedik ve bu kez ev ahalisiyle organize olup bir yere gittik. Ben bir banka oturdum "Uyku saatin geldiiiiii" diye emzirdim. 45 dakika emzirdikten sonra Yaman da "Gelmediiiiiii" diyen gözlerle çipil çipil uyandı. Hooop eve döndük. Uzadı biliyorum ama burası Murphy Amca'nın elini öptürüyor. Bir kez çok feci allerjik bir atak geçirdim. İlaç almak üzere dışarı çıktık, hatta çok da erken bir vakit değildi, Oya, Murat, elif ve Ben. İlaç alındı vs Özsüt'e oturalım bir kahve içelim dedik. 2 saat filan oturduk, muhabbet ettik, artık o kadar benimsemişiz ki zavallı bedeviliği, kesin şimdi evden telefon gelecek uyandılar diye ben yerleşmeyeyim düşüncesindeki Elif'i her seferinde koltuğun ucundan olması gereken yere ittirdim o süre zarfında. Demek ki neymiş plansız gidilen yer candır, planlı iş yaparsanız bebeler Chucky'e bağlar!

Kerim Amca sağolsun taşıdı durdu. Sevim Teyze yemekler yaptı, bize ve çocuklarımıza baktı. Bizi sevdiler, şefkat gösterdiler. Binlerce kez teşekkürler.













Yaman'la diyaloglar

Yaman ilk tıraşını oluyor.
Anne: Şekilli bir şey yapalım.
Yaman: Şekil yapalım amca!

Yaman: Anneciğim bu pipi
Anne: Evet Yamancığım. 
Yaman: Pipiyi buraya mapıştırmışlar
Anne: Evet anneciğim
Yaman: Poponun üstüne pipi mapıştırmışlar.
Anne: Hmm. Haklısın elbette.